GÜLCEMAAT DİYARINA HOŞGELDİNİZ
   
  Yeni islami Portaliniz
  İLİM VE İLİM ADAMI
 

Peygamberimiz (sav) buyurdular ki, “Âlim, Allah’ı insanlara tanıtan kişidir. Allah’ı tanıtırken havf ve reca dengesine uyar. Allah’tan başkasına insanlar bağlamaz. Allah’tan başkasına insanları ümitlendirmez. Kur’ân-ı Kerime insanları yönlendirir; Kur’ân-ı Kerimi terk ettirmeyendir.”
 
İlim adamı insanları Kur’ân-ı Kerime bağlamalı ve Allah korkusu ve sevgisi ile kalp ve gönülleri doldurmalıdır. İlimlerin şahı ve padişahı iman ilmidir. Bu bakımdan “İlimsiz ibadette, anlaşılmayan ilimde ve tefekkür edilmeden okunan Kur’anda hayır yoktur” denilmiştir. Burada kastedilen iman ilmi ve insanları Allah’a yaklaştıran ilimdir. İlmin amacı insanlara Allah’ı tanıtmaktır. Çünkü ilim dediğimiz şeyler yaratılan, yani Allah’ın yarattığı şeyler üzerinde düşünmek ve onları insanların faydalanacağı şekilde kullanılmasını sağlamak ve insanlara faydalı hale getirmektir.  Her eser ustasını tanıttığı gibi, elbette Allah’ın eserleri de onun yaratısı ve ustası olan Allah’ı tanıtacaktır. İnsanları Allah’tan uzaklaştıran ilim peygamberimizin (sav) ifadesi ile “faydasız ilimdir.”
 
Kur’ân-ı Kerim insanları düşünmeye ve aklını çalıştırmaya davet eder. Yüzlerce ayet tefekkür ile ilgilidir. Bu bakımdan insan emir ve yasaklar ile ibadetlerin dışında tefekkür emredilen ayetleri anlamak için tefekküre dalmalıdır. Bu şekilde okunmayan kur’ândan insana fayda gelmez. Peygamberimiz (sav) Kur’ân-ı Kerimi okurken tefekkür emredilen ayetlerde durup tefekkür edilmesini emretmiş ve Âl-i İmran Suresi 190-193 ayetlerini okuyarak “Bu ayetleri okuyup tefekkür etmeyene yazıklar olsun” buyurmuşlardır.


İbadetler de ilimle yapılır. Bu bakımdan cehalet ile İslam bir arada bulunmaz. Müslüman’ın cahili Müslümanlığa ve kendisine zarar verir. İlim dediğimiz şey anlaşılan ve anlatılabilen şeydir. İlim adamlarının görevi de Kur’ân-ı Kerimin ve dinin anlaşılmayan veya halk tarafından bilinmeyen hususları açıklayarak anlaşılabilir şekilde izah etmektir. Kişi bunu yapabiliyorsa ilim adamıdır; yoksa anlamadığını inkâr ediyor ise o zaman onun da bilgisizliği ortadadır ve cahillerden farkı yoktur.

“İlmin sonu yoktur” buyuran peygamberimiz (sav) “ilimin sonu vardır diyen ‘Size ilimden az bir şey verilmiştir” (İsra, 17:85) ayetini anlamamış olur” buyurmuşlardır. İlim satırlarda yazılı olan bilgilerden ziyade sadırda olandır.  Çünkü temel bilgiler ile Kur’an-ı Kerim ve Hadisler, yani vahiy ve ilhamdan kaynaklanan ilâhî bilgiler ilenmesi gereken ham madde gibi ham bilgilerdir. İlâhi ve gerçek bilgi olması bakımından mucizedir, Allahtan’dır; ama bu bilgiyi zamana, şartlara ve bulunduğu zamanın özelliklerine göre işlemek ilim adamlarının işi ve görevidir. Bu sebeple peygamberimiz (sav) “İlmin kaybolması âlimin ölümü iledir” buyurmuşlardır. Yani, âlim kitaptaki bilgiyi olduğu gibi aktarmaz. O bilgiyi alır ve zamana, şartlara ve duruma göre yoğurur, şekillendirir ve işleyerek sunar. Böylece faydalı bilgi haline getirir. Bediüzzaman Said Nursi’nin dediği gibi, Âlim-i mürşit, koyun gibidir, kuş gibi değildir. Kuş yavrusuna gıdasını kusmuk gibi hazmetmeden verirken, koyun yavrusuna yediği ve hazmettiği, sonra da faydalı hale getirdiği en mugaddi hülâsa olan süt şeklinde verir.

İlimin bir diğer amacı da insanları ahrete ve ebedi hayata yönlendirmesidir. Bu da kişinin “Takva”ya yönelmesi, Allah korkusunu kalbinde hissetmesi şeklindedir. Bu hususa da peygamberimiz (sav) “Bir insanın ilmi artar da zühdü ve takvası artmazsa Allah’tan uzaklığı artar” hadisinden anlıyoruz.

İlim sadece dinden ibaret değildir. Fen ilimleri de ilim olduğu için Peygamberimiz (sav) “Âlim-i Mürşit” denilen ve Allah korkusunu kalbinde taşıyan gerçek âlimleri överek şöyle buyurur: “Ümmetimin seçkinleri âlimlerdir. Âlimlerin seçkinleri de ilimde derinleşen ve rüsuh peyda edenlerdir” buyurarak ilimde derinleşmelerin ve ihtisasa yönelmelerini teşvik etmiştir.  Bu bilginlerin içerisinde din bilginlerinin yeri daha ayrıcalıklıdır. Nitekim peygamberimiz (sav) bu hususu da “Benim âlimlerim bana ve dinime yardım edenlerdir. Halifelerim ise benim sünnetimi yaşayan ve başkalarına da sünnetimi öğretenlerdir” buyurmuşlardır. Ayrıca “Dini en iyi bilen âlimler hak ve adaletle övülmüş olanlar, ilmi mübalağadan, gevezelerin safsatalarından ve cahillerin yanlışlarından koruyanlardır” buyurmuşlardır.

İlmin insana kazandırdığı şeylerden birisi de dünyanın fani olduğunu öğreterek dünya hırs ve tamahından insanı korumasıdır. Peygamberimiz (sav) Hz. Ali’ye (ra) yazdığı bir mektubunda da şöyle buyurur: Yâ Ali! Aklı başında olan insan dünya umurundan ne kazandığına mesrur olur ve ne de kaybettiği şeyden dolayı mahzun olmaz. Zira dünya fanidir.  Sakın amelsiz saadet bekleyenlerden olma… Bu nasihat sana yeterlidir” buyurmuşlardır.

 

 
  Bugün 7 ziyaretçi (86 klik) kişi burdaydı! gullerinefendisi1.tr.gg  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=