GÜLCEMAAT DİYARINA HOŞGELDİNİZ
   
  Yeni islami Portaliniz
  Kalbin Halleri ve Bâtın İlmi
 

Kalbin Halleri ve Bâtın İlmi

Kalbin halleri iki kısımdır.

1- Övülen haller: Bunlar sabır, şükür, Allah korkusu, Allahtan ümid kesmemek, zühd (kalb tokluğu), takva, ka­naat (azla yetinmek), cömertlik, her şeyde Allah Teâlâ’nın nimet ve minnetini hissetmek, hüsn-i zan sahibi olmak, doğruluk, vefakârlık ve samimi olmak gibi hususlardır. Bu hususların hakikatlerini bilmek, sınırlarını çizmek, nasıl kazanılacaklarını öğretmek, meyvelerini tanımak, alâmet­lerini görmek, eksik olanlarını tamamlamak ve zayıf olanlarını kuvvetlendirmek bâtın ilminin konularıdır.

(Bu sayılan şeylere hal denmesinin sebebi, değişmeleri ve gelip gidici olmalarıdır. Hal kelimesi de tehavvul kelimesi gibi değişmeyi ifade eder. Fakat bu hususlar değişmeyecek şekilde kuvvetlendikleri takdirde, sıfat ismini alırlar. Bu sebeple, çoğu müslümanlar hakkında şükür bir hal iken, iman bir sıfattır. Çünkü kalbe yerleşen iman hiç değişmediği halde, şükür hali bazı durumlarda kaybolur veya azalır. Fakat yüksek seviyedeki müslümanlarda bütün haller sabitleşir ve iman gibi kalpten ayrılmaz bir keyfiyet kazanırlar. Bu müslümanlar her zaman şâkir ve her zaman sâbirdirler. Tasavvuf dilinde sabitleşen hallere makam denir.)

2- Kötülenen haller: Bunlar fakirleşmekten korkmak, kadere küsmek, kin beslemek, kıskançlık etmek, aldatmak, gözü yukarıda ol­mak, övülme meraklısı olmak, nefis hesabına yaşamaktan hoşlanmak, dünyayı sevmek, kibirlenmek, riya ve gösteriş yapmak, çabuk kızmak, kendini yüksekte görmek, haksız yere buğzetmek, tamahkârlık ve cimrilik etmek, doymazlık, taşkınlık ve azgınlık göstermek, zenginlere özen­mek, fakirleri hor görmek, nefsini savunmak, çekişmek, kötülükte yarışmak, gerçeği ve hakkı kabul etmemek, ge­reksiz şeylerle meşgul olmak, çok konuşmayı sevmek, ha­yırsız ve yararsız olmak, halkın gözüne girmeye çalışmak, yağ çekmek, her yaptığını beğenmek, kendi kusurlarını unutup halkın kusurlarıyla uğraşmak, kalbinde hüzün duymamak, Allah korkusu taşımamak, halka yardımcı ol­mamak, merhametsiz olmak, Allah Teâlâ’nın gazabından emin olmak, nankör ve şükürsüz olmak, hilekârlık ve hain­lik etmek, hakka karşı duyarsızlık olmak, dünyanın gelişi­ne sevinmek, gidişine üzülmek, hafiflik, acelecilik, utan­mazlık gibi hususlardır.

Bu ve benzeri haller, sakıncalı hareketlerin ve aşırı davranışların da kaynaklarıdır. Bâtın ilmi bu halleri de te­davi eden ilimdir. (Bu sebeple bu ilme, "kalb ve nefisleri ıslah etme ilmi" de denir. Bu ilmi bilmek bir ölçüde herkese farz-ı ayn, ihtisas derecesinde bilmek ise farz-ı kifâyedir. Bu o demektir ki, her mükellef kendi kendisini ıslâh etme­nin yöntemlerini öğrenmek mecburiyetindedir. Fakat, bir kimsenin nefis ve ahlâkı aşırı derecede bozulmuş ve mane­vî hastalıkları kendi kişisel gücünü aşmışsa, bu kimse ken­di kendisini ıslah edemeyeceği için, onun uzman âlimlere baş vurması ve onların telkin ve sohbetleriyle tedavi gör­mesi zorunlu hale gelir.)

 
  Bugün 2 ziyaretçi (79 klik) kişi burdaydı! gullerinefendisi1.tr.gg  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=